Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı:
Kadın Merkezli Bir Kütüphane ve Arşiv

19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başlarına kadar, dünyanın her tarafındaki ve birbirinden farklı kesimlerindeki kadınlar, hâlâ tecrit edilmiş bir dünyada yaşıyor, erkeklere tanınan çoğu haktan mahrum bir konumda bulunuyorlardı. Bu dönemde bazı kadınlar, bu engelleri aşma veya bu engellere karşı çıkma başarısını zaman zaman göstermişlerse de, bu çabalar bireysel olmaktan ileri gidemiyordu. 20. yüzyılın başında özellikle Avrupa ve ABD’deki öncü kadınların ve kadın örgütlerinin başlattığı, kadınların hak arama ve eşitlik mücadelesi, yavaş yavaş daha kitlesel bir harekete dönüşmeye başladı; kadın hareketinin ürettiği yazılı ve görsel pek çok belge, yayınlar, afişler, günceler, fotoğraflar, mektuplar, bildiriler ve anılar, bu öncü kadınların ve örgütlerin ellerinde toplanmaya başladı. Bu süreçle birlikte, kadınlarda yeni bir bilinç ortaya çıktı: Kadınlar, verilen bu mücadelenin görünür kılınması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla kadın hareketinin ürettiği yazılı ve görsel malzemenin, sağlanması, düzenlenmesi ve korunması gerekliliğinin farkına vardılar. Bu nedenle kadın hareketi ve kadınlarla ilgili belgeleri toplama, koruma ve bu konuda kütüphaneler ve arşivler kurma sürecine girdiler.

sirin-tekelinin-acilis-konusmasinin-yaninda-kullanilacak-gorsel-icin

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı açılışı sırasında, 14 Nisan 1990.

Bu tür kütüphane ve arşivlerin kurulması, başlıca üç ayrı tarihsel dönemde gerçekleşti: Bunların ilki, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde sufrajist (seçme ve seçilme hakkı mücadelesi) mücadelenin yoğun yaşandığı birinci dalga feminist hareket; ikincisi, 1970’li yılların ikinci feminist dalgası; üçüncüsü ise 1980’li yılların, kadın hareketini kurumsallaştırma yönündeki devlet destekli dönemdir. Bu süreçlerde kurulan kadın merkezli kütüphaneler ve arşivler, kadınlar ve kadın hareketlerinin belleğini oluştururlar. Bu kütüphanelerin bir başka önemli işlevi daha vardır: Diğer kütüphane ve arşivlerde bulunan kadınlarla ilgili belgelere ulaşmak. Günümüzde birçok dünya kentinde, kadın tarihi konusunda bilimsel çalışmaların daha kolayca yapılabilmesi ve kadınların çok yönlü birikimlerinin derlenebilmesi için kadın merkezli kütüphane ve arşivler oluşturulmuştur.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, kuruluş senedinde de belirttiği gibi “Kadınların geçmişini iyi tanımak, bu bilgileri bugünün araştırmacılarına derli toplu bir şekilde sunmak ve bugünün yazılı belgelerini gelecek nesiller için saklamak.” amacıyla Jale Baysal, Aslı Davaz, Şirin Tekeli, Füsun Ertuğ Yaraş ve Füsun Akatlı tarafından kuruldu. Kuruluş aşamasında Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın hukuki danışmanlığı Av. Ruhsar Erten, mali danışmalığı İmren Sipahi tarafından yapıldı. 8 Mart 1990’da tüzel kişiliğini kazanan Vakıf, 14 Nisan 1990’da, İstanbul’un Haliç-Fener semtinde tarihi bir binada hizmete açıldı. Bugün de faaliyetlerimizi sürdürdüğümüz bu bina, tarafımıza İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce tahsis edilmiş olup, giderleri, restorasyon ve bakım onarım çalışmaları yine Belediye tarafından karşılanmaktadır.

Vakfımız var olan malzemenin sürekli olarak yitirilme veya yok edilme tehlikesinin bilinciyle, yazılı, işitsel, görsel ve üç boyutlu materyalleri/belgeleri toplayarak koleksiyon ve arşivlerini oluşturmaktadır. Kadınlara dair günlük ve özel yaşamla ilgili kaynakları elde etmek için özel bir çaba gösterir; bu kaynaklar, günceler, kadınların kişisel arşivleri, aile evrakları ve arşivleri, mektuplar, kadın örgütleri ve kampanyalarının kayıtları, sanat eserleri, özgeçmişler, biyografiler, slaytlar, filmler, video bantları, çizimler, afişler, efemeralar, sözlü tarih kayıtları ve transkripsiyonları olup, kadınlar hakkında başka hiçbir yerde bulunamayacak çok değerli bilgi kaynaklarını oluşturur. Sadece bu belgeleri toplamakla yetinmez, aynı zamanda kadınlarla ilgili başka kurumlarda bulunan belgelerin yerlerini saptar, bibliyografyalar, kataloglar hazırlayarak bu belgeleri kayda geçirir.  Kadın Eserleri Kütüphanesi bir yandan kadınların geçmişlerine ait belgeleri toplamak için özel bir çaba harcarken, diğer yandan da büyük bir hızla geçmişin belgelerine dönüşecek olan günümüzün belgelerine de aynı bilinçle yaklaşır. Bu süreçte Kadın Eserleri Kütüphanesi, kadınlara kendilerine ait bir belgeyi tanımlama bilincini kazandırmak, kadınlarla belgeler arasında bağ kurulmasını ve kadın hareketinin ürettiği belgelerin tarihsel süreçte kalıcılığını sağlamak için çalışmalar yürütüyor.

1990 yılından bu yana Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın geldiği aşama, bu konuya duyulan ilginin ve bu işe emeğini, zamanını, kısıtlı da olsa maddi olanaklarını sunan yüzlerce kişinin çabalarının sonucudur. Kütüphane bugün kadın tarihi kaynaklarının korunduğu önemli bir kurum haline gelmiştir.

 

 

 

Şirin Tekeli’nin 14 Nisan 1990 Tarihli Açılış Konuşması

Sayın Başkan, Sayın Konuklar;

Jale Hanım konuşmasında kütüphanemizin kuruluş amacını en açık şekilde anlattılar. Ben, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’ni kurma girişiminin, bana önemli görünen başka yönleriyle ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi, kadınların, özenle korunmazsa yok olma ya da görnmezliğe mahkûm olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ortak belleklerini, yani tarihlerini koruma amacını güdüyor. Kadınların ortak belleği ya da tarihi kavramı, tarihte hep, yükseliş hâlinde olan bir kadın hareketiyle birlikte önem kazanmış, küllerinden dirilen Zümrüt-ü Anka (Phoenix) Kuşu misali, hareketin yükselişine koşut olarak dirilmiş ve kadınlar kazanımlarını koruyamamışlarsa yeniden unutulmuştur. Bu “makus talihi” kırmanın bir yolu, tarihimize kararlı bir biçimde sahip çıkmamız, onun izlerini, belgelerini, eserlerini bilinçle korumamızdan geçer. Bu birikimin sağlayacağı bilgi, kadınların haklarına kavuşmalarını sağlayacak olan savaşımın en önemli araçlarından biridir.

sirin-tekeli-acilis-konusmasi-gorseli-icin

Jale Baysal, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın açılışında konuşma yaparken, 14 Nisan 1990

İşte özünde bu ana fikri gerçekleştirmek üzere faaliyete geçen kütüphanemiz, eğer Türkiye’de kadınların hakları ve uğradıkları haksızlıklar konusundaki bilinçleriyle kaderlerini değiştirme kararlılığını yansıtan kadın hareketi yükseliş hâlinde olmasaydı, kurulamazdı. Oysa hepimizin çıplak gözle gözlemlediği gibi, son birkaç yıldır, bu hareket yükseliş hâlindedir. Bu yüzden ilk vurgulamak istediğim nokta budur: Kütüphane, kadın hareketinin içinden doğmuştur; o hareketten sağladığı maddi ve manevi desteklerle canlanmıştır ve gelişerek, zenginleşerek yaşayacaksa, bu hareketle olan yakın bağları sayesinde olacaktır. Hareket kütüphaneyi besleyecek, kütüphane, harekete bilgi sağlayacaktır. Onun için, ilk teşekkürüm, bugün çoğu aramızda bulunan, bu kütüphanenin kurulmasına destek olan kadınlara ve bu çabada onları yalnız bırakmayan erkekleredir.

Bu noktada hemen şunu eklemek isterim: Eğer bu kütüphane gelişerek yaşayacaksa, bugüne kadar gösterdiğiniz yapıcı desteğin devamı şarttır. Kütüphane vakfını parasal yönden destekleyebileceğiniz, kütüphaneye üye olup onu aidatlarınızla ayakta tutabileceğiniz gibi, sizler ve bu konuda bilgilendireceğiniz dostlarınız, bu kütüphanenin konusuna giren her türlü yayımlanmış ya da yayımlanmamış eseri, belgeyi –aslını değilse de fotokopisi- bağışlayarak ona destek olabilirsiniz. Bu bir fotoğraf olabilir, bir mektup olabilir. İlk bakışta “ne önemi var?” diye düşündüğünüz bir belge olabilir… Ama, kadınların ortak tarihini kurmak bakımından bütün belgelerin büyük desteği, çeşitli dernekleri, dergileri, kampanyaları, toplantılarıyla kadın hareketinden ve konunun önemini kavramış tek tek kadınlarla erkeklerden bekliyoruz. İkinci vurgulamak istediğim nokta, bu son noktanın uzantısıdır, onunla ilişkilidir ve yine süreklilikle ilgilidir. Süreklilik, ilk adımlarını atmakta olduğumuz böyle bir projenin iskeletini oluşturur. Bunun için de belli bir yerde, mekânda yerleşmek çok önemlidir. İşte burada, kütüphanemizi içerisinde kurmaya başladığımız bina ön plana çıkmaktadır. Birazdan gezeceğimiz, bence “muhteşem” diye nitelenmesi gereken bu bina, bir 18. Yüzyıl binasıdır. Tam da küllerinden dirilen Zümrüt-ü Anka Kuşu örneğine yaraşır biçimde küllerinden dirilmiş ve simgesel bakımdan çok anlamlı bir işleve kavuşmuştur. Burada ikinci teşekkürümü, İstanbul’a ve onun tarihî Fener Mahallesi’ne böyle bir tarihî binayı kazandırmada emeği geçen herkese, mimarlara, mühendislere, ustalara, işçilere sunmak istiyorum.

Kütüphane kurucuları, kendi projelerinin uzun vadeli var oluşu yani sürekliliği ile binanın nitelikleri arasındaki girift ilişkilerinin tam olarak bilincindedir. Kütüphanemiz, binasının ve çevresinin özelliklerine uygun olarak düzenleyeceği etkinliklerle, okuma odasını, sergi ve konferans salonunu, amfi tiyatrosunu canlı, yaşayan, hareketli bir kültür merkezi hâline getirmeyi amaçlamaktadır. Bu konuda da çevre halkının yanı sıra, kadın hereketinden gelecek başta fikir ve öneri olmak üzere her türlü desteğe açığız; bunları bekliyoruz.

Sözlerimi üçüncü bir noktayı vurgulayarak bitirmek istiyorum. Bu güzelim binayı Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’ne tahsis eden Büyükşehir Belediyesi’ne ve başkanı Sayın Prof. Dr. Nurettin Sözen’e de teşekkür borçluyuz. Çünkü Büyükşehir Belediyesi, bu binayı kütüphanemize tahsis etmekle önce, kadın hareketinin toplum yaşamımızda artan yerini ve önemini takdir etmek, sonra da bu binaya ona yaraşan bir işlev vermek gibi çok yerinde bir karar almakla kalmamış, bence çok önemli bir başka iş daha yapmıştır. O da katılımcı-demokratik belediyeciliğin somut bir örneğini vermiş olmasıdır. Gerçekten, bu kütüphane belediyenin dışında, ondan bağımsız olarak, bu projeyi geliştiren ve vakıf biçiminde tüzel kişilik kazanan (5 kurucu ve 1 hukuk danışmanı olmak üzere) 6 kadının sorumluluğunu üstlendikleri bir vatandaş girişimidir. Bu özel durum da, kadın-vatandaşların girişimidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu girişime destek olup bu güzelim binayı bize tahsis etmekle, toplum hayatımızın, oldukça yeni bir oluşum olan, katılımcı demokrasi çerçevesinde işlerlik kazanan vatandaş-yerel yönetim iş birliği sayesinde ne kadar zenginleşebileceğini görmemize yardımcı olmuştur. Bu tür bir iş birliğinin, bugün gerçek anlamda kuruluş çalışmalarını başlattığımız Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’nin gelişip güçlenmesi için olduğu kadar, yakın gelecekte başka projelerin gerçekleşmesine de yardımcı olacağını umuyorum.

Son teşekkürüm de hepinize. Bu bir çok açıdan önemli ve biz kütüphane kurucuları açısından çok mutlu güne katılıp, ona tanık oldukları ve mutluluğumuzu paylaştıkları için herkese teşekkür ederim. Gelecekte, daha önce sözünü ettiğim çeşitli kültür etkinliklerinde yeniden buluşmak umuduyla, şimdi sizleri, henüz rafları tam dolmamış olan kütüphanemizi ve bu açılış için hazırladığımız küçük fotoğraf sergisini gezmeye davet etmek istiyorum.