Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı: “Feminist Tarih Yazımında Sözlü Tarihin Yeri, Önemi, Yöntemi, Çalışma Örnekleri” – I. Oturum / 5 Mayıs 2018

Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı: “Feminist Tarih Yazımında Sözlü Tarihin Yeri, Önemi, Yöntemi, Çalışma Örnekleri” – I. Oturum / 5 Mayıs 2018

Temel amacı sözlü tarih yöntemini feminist söylemle ele almak, anlatmak, alanda çalışacak araştırmacılara yol göstermek, sözlü tarih çalışmalarının yaygınlaşmasını sağlamak olan “Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı”, 5 – 27 Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Beş oturum boyunca katılımcıların edindikleri bilgiler doğrultusunda gruplar oluşturarak genel hatlarıyla sözlü tarih projesi tasarlamaya çalıştıkları programın ilki “Feminist Tarih Yazımında Sözlü Tarihin Yeri, Önemi, Yöntemi, Çalışma Örnekleri” başlıklı oturumun konuşmacıları Serpil Çakır, Necla Akgökçe ve Gökçe Sözen’di. Programa gönüllü olarak katılan ve bilgilerini bizlerle paylaşan değerli hocalarımızdan Nişantaşı Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tarih Bölümünden Doçent Birsen Talay Keşoğlu, programdan sonra yazdığı makalede ilk oturumun içeriğini şu şekilde özetliyor:

Başlığı ‘Feminist Tarih Yazımında Sözlü Tarihin Yeri, Önemi, Yöntemi, Çalışma Örnekleri’ olarak belirlenen ilk oturumda konuşmacılar  Serpil Çakır, Necla Akgökçe, Gökçe Sözen idi. Oturuma, ‘‘Kadın Sözlü Tarihi’ nedir?’ sorusuyla başlandı ve ikinci adımda ‘kadın çalışmaları disiplininde sözlü tarih neden daha elverişlidir’ sorusuna yanıt arandı. Birkaç başlık aktarmak gerekirse şunları sıralayabiliriz: Sözlü tarih, tarihin yazmadığı kesimleri ele alır ve kadınlar bu kesimin en önemli öznelerinden biridir. Sözlü tarih hiyerarşinin kırılmasını sağlar, hafızanın güçlenmesi sonucunu doğurur, terapi görevi görür. Çünkü hem görüşen hem de görüşülen kendini anlatmak ve kendini katmak zorundadır; kolektivizm gerektirir ve katılımcıdır, dışlamaz ve kapsayıcıdır. Feminist araştırmacıların, feminist yöntemin başlıca ilkesi olan, çalışmanın kimin işine yarayacağı sorusunu da sormasıyla sözlü tarihin, feminist tarih yazımındaki yerini aldığı ve temel olarak bu nedenle sözlü tarihin, feminist çalışmalar için çok uygun olduğu vurgulandı.

Sözlü tarihe ihtiyaç duyulan dönemlerin, büyük toplumsal altüst oluş dönemlerine denk geldiği ve bu dönemlerde sözlü tarihe geniş yer açıldığı özellikle vurgulandı. Savaş, darbe, ekonomik kriz, göç gibi büyük toplumsal olayların araştırılmasında en iyi yöntemlerden birinin sözlü tarih çalışmaları olduğu ifade edildi.

Sözlü tarihin aşamaları, yöntemi (teori, feminist teori, vs.), sorunları tartışıldı. Sözlü tarihin belli başlı ürünleri, kitap (bilimsel, resim, öykü, roman), belgesel, film, makale, tez olarak sıralandı. Akgökçe, yöntem konusunda, teorik çerçevenin kurulması zorunluluğunu ele alarak, feminist, Marksist ya da herhangi bir teori üzerinden yapılması gerektiği üzerinde durdu.

Tarih yazımın en önemli sorunlarından biri, yazılı belge olarak kaynak sorunu ele alındı. Yazılı belge varsa da, temel olarak ‘kim yazdı’ sorusunun ilk önce sorulması gerektiği özellikle anlatıldı. Sözlü tarihin kendi belgesini yaratabildiği ancak bunun öncesinde yazılı belgelere, arşiv kaynaklarına mutlaka başvurulması gerektiği açıklandı. Sözlü tarih çalışmasına başlamadan önce sorulacak iki temel mesele olarak ‘kimin yararına’ ve ‘kim konuşuyor’ soruları belirlendi. Bir bütün olarak tarih yazımı ve tarihin kendisi, hizmet ettiği toplumsal amaca ve ereğe bağlıdır ifadesi tartışıldı.”*

*Kaynak: http://www.feministyaklasimlar.org/sayi-34-35-haziran-2018/kadin-sozlu-tarih-semineri-uzerine/

Bu gönderiyi paylaş