Kütüphanemizin 20. kuruluş yıl dönümünde Osmanlı Türkçesi bilmeyen, bunun eksikliğini hisseden araştırmacıları düşündük; onlara bu dönemde çıkarılmış kadın dergilerini tanıtmak istedik. Bu dergileri yeni harflerle yayımladık. Böylece dönemin kadınlarının yaşadıkları sorunları, buna önerdikleri çözüm yollarını, kendileri ve toplumla ilgili düşüncelerini, hakları için verdikleri mücadeleyi, kurdukları dernekleri, çalışma hayatına katılmak için çabalarını ve düşün ve yazım faaliyetlerini de görmemiz mümkün olabildi.

Proje Sponsoru: Finlandiya Büyükelçiliği

Proje sonunda, 8 dergi yeni harflere aktarıldı.

.

Kadınların Belleği Dizisi Yayınları

  • 1 - Aile (1880) ve Hanım (1921) / Yeni Harflerle

    aile_ve_hanim_bBasım Yılı: 2011
    Çeviri Yazım: Oğuz İcimsoy
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı
    Aile (1880)
    Şemseddin Sami tarafından yayımlanan tüm yazıların da Şemseddin Sami tarafından yazıldığı anlaşılmakta olup, aile, kadınlar, özellikle de kadınların eğitimi üzerine yoğunlaştırılmıştır. Bu nedenle derginin içeriği kız çocuklarının ve genç kızların okumasının önemini belirtir yazıları kapsamaktadır. Bir derginin nasıl okunacağı konusunda ayrıntılı açıklama da okuma kültürü ve alışkanlığının yerleşmesi amacıyla oldukça didaktiktir. Beslenme kültürü, kötü alışkanlıklardan uzak durmak ve sokağın insanın yetişmesinde kötü etkileri üzerine de ayrıca yazılar yer almaktadır.
    Hanım (1921)
    Şemseddin Sami’nin Aile Dergisi’nden 41 yıl sonra yayımlanan Hanım Dergisi yalnızca 2 sayı çıkmıştır. Sedat Simavi tarafından yayımlanan dergi, 40 yıl önceki örneğinde Aile Dergisi’ne bakılarak incelendiğinde oldukça karamsar bir içeriğe sahiptir. Doğal olarak bunun nedeni de İstanbul’un işgal altında olması ve Anadolu’da devam eden Milli Mücadele’dir.
    Savaşlarda yitirilen büyüklerin yokluğu sonucu çocukların üzücü durumları, özlemle beklenen eşler bunlardan bazılarıdır. Moda konuları da derginin içinde yerini almakta fakat kimi azınlıklara olumsuz göndermeler de bu yazılarda bulunmaktadır. Her iki dergiden günümüze ulaşan ise özellikle Aile Dergisi’nin neredeyse tüm sayılarında dile getirilen genç kızların ve kadınların eğitimi konusunda, üzerinden 130 yıl geçtiği hâlde, bugün de aynı kaygıları dile getiriyor olmamızdır.

  • 2 - Genç Kadın (1919 Ocak - Mayıs) / Yeni Harflerle

    genc_kadin_bBasım Yılı: 2010
    Çeviri Yazım: Çiçek İlengiz
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı
    1919’da Muallim Fuad Şükrü’nün sahibi olduğu, müdürlüğünü Süleyman Tevfik’in üstlendiği, Genç Kadın Dergisi, feminizmi Avrupa kökenli bir hareket olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bunun gerekçesi şöyle açıklanmıştır:
    … Bir İslam ve bilhassa bir Türk kadını, bir Fransız, bir İngiliz, bir Alman, hele bir Amerikan kadını değildir. Çünkü her kavim ve milletin kendine mahsus harsı, ictimai, dinî, siyasi bir takım kuyudu ve ananatı vardır ki, bunları ihmal etmek pek büyük bir hatadır. İşte bu cihâtı [yönler] nazar-ı dikkate almayarak sırf taklit ile iş görmeye çalışmak, kadınlık mesailinde terakki değil, tedenniye [gerileme] badi [sebep] olur.
    Müdürriyet, “Mesleğimiz”,
    Yeni Harflerle Genç Kadın, s.2-3.

    4 Temmuz 2010’da aramızdan ayrılan vakfımızın kurucu üyesi yazar ve felsefeci Füsun Akatlı anısına ithaf edildi. Füsun’u sevgiyle anıyoruz…

  • 3 - Kadın (II. Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi 1908 - 1909) / Yeni Harflerle

    yeni_harflerle_kadin_bBasım Yılı: 2010
    Çeviri Yazım: Fatma Kılıç Denman
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı
    “Evet, siyasi, edebi, fenni, ilmi… Risale-i mevkute [süreli yayın] ve gayr-i mevkute o kadar esef-engiz [üzücü] ve daraltıcı bir noksan vardı:
    Nisai bir gazete
    Öyle nisai bir risale ki; umuma şamil olsun, aristokrasi denilen o mevhum hayat-ı kibârâne-i hayalden, muhayyilat-ı asabiyeden ve ehemmiyet-i mârizâneden mümkün olduğu kadar uzak bulunsun. Öyle bir nisai risale ki; kulübeden konağa, saraydan fakirhâneye, havâsdan avâma, vasfen en ileriye bir nirengi çizerek küçük büyük, düğümlerle yapılmış bir fakir ve malumat ağı gibi muhit-i nisaiyemizi kaplasın. (…) İşte bu ehem ve mutlak vazife-i ictimaiyyeyi ifâya iştirak hevesiyle nâçiz kadın risalesi ilk numarayı vaz’ ederek el birliğiyle terakki eylemeye çalışmak için, bugünden itibaren arz-ı nisaiyye-i ictihâd eyliyor.”
    “İfade-i Mahsusa”, Yeni Harflerle Kadın, s.36.

  • 4 - Türk Kadını (1918 - 1919) / Yeni Harflerle

    turk_kadini_bBasım Yılı: 2010
    Çeviri Yazım: Birsen Talay Keşoğlu, Mustafa Keşoğlu
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

     

    Alıntı
    Hanımlar İçin Lisân Mûsikî Fünûn
    “Kayıt ve kabûl muamelesi cumartesi gününden i’tibâren başlıyor. Müdâvimelerin adedi mahdûd olacağı cihetle muayyen miktârı bulduktan sonra ayrı sınıf açılamamak ihtimâline karşı şimdiden mürâcaat etmelidir. Hiç bilmeyenlere elifbâ’dan başlayarak, Türkçe kırâat, yazı, imlâ tahrîr ve edebiyât dersleri verilir. Fransızca, İngilizce, Almanca lisânları da hiç bilmeyenler veya az bilenlerle, oldukça bilenlere mahsûs olmak üzere ikişer derece üzerinedir. Mûsikî herkesin isti’dâdına göre verilir.
    Talev vukû’unda dershâne dâhilinde husûsî dersler de gösterilir. Dershâne, sabahları dokuz buçuktan akşam dörde kadar açıktır. Ayrıca hanımlara mahsûs bir mütâlaa salonu da te’sis edilmektedir.
    Adresi: Şehzâdebaşı’nda Ferah Tiyatrosu arkasındaki Kalenderhâne mahallesinde Şehzâde Sultan Mehmed Mektebi ittisâlinde “Türk Kadını Dershânesi.”
    [ilanlar], Yeni Harflerle Türk Kadını, s.465.

  • 5 - Hanımlara Mahsus Gazete (1895 - 1908 Seçki) / Yeni Harflerle

    ekran-alintisiBasım Yılı: 2009
    Çeviri Yazım: Mustafa Çiçekler, Fatih Andı
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı

    “… Mesleğimiz pek vâsidir [geniş]. Bir, iki sözle hulâsa etmek [özetlemek] mecburiyetinde bulunsak deriz ki, hanımlarımızın her surette tevsi’-i malumât [bilgiyi yaygınlaştırmak] tezyid-i vukufuna [bilgisini artırmak] hizmet etmek, mülkümüzde vücudû [varlık] ile iftihar oluna muharrirelerimiz, Edibelerimiz ve şairelerimizin efkârına miratü’l-aks olmak [düşüncelerini ayna gibi yansıtmak] yani eserlerini neşr vasıtasıyla Osmanlı kadınlarının kabiliyet-i fıtriyesini göstermektir (…) Ahval-ı âleme vuku’at-ı zamana dair hanımlarımızın hoşuna gidecek bir tarzda malumat vereceğimiz gibi, gerek memalik-i ecnebiyyede kadınlara aid şayan-ı dikkat göreceğimiz vuku’âtı da kaydedeceğiz. Ta’lim ve terbiye-i etfal-i ati [geleceğin çocuklarının öğretim ve eğitimi] için temin-i saadet ve ikbali demek olduğundan ailelerimiz arasında bu noktanın intişarına [yayılmak] dikkat eyleyeceğiz.”

    “Tahdis-i Nimet, Tayin-, Meslek”, Yeni harflerle Hanımlara Mahsus Gazete, s.21.

  • 6 - Kadın Yolu & Türk Kadın Yolu (1925-1927) / Yeni Harflerle

    ekran-alintisiBasım Yılı: 2009
    Çeviri Yazım: Nevin Yurdsever Ateş
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı
    “Muhterem Hanımefendi,
    Benim de başkanı olduğum Uluslararası Kadın Hakları Cemiyeti adına, çıkarmakta olduğunuz “Kadın Yolu” adlı dergi için sizi tebrik ederim.
    Sadece kendi çocukları için değil aynı zamanda ülkelerimiz için sorumluluk sahibi olan ve kadınların gelişimine imkân sağlayan böyle bir derginin varlığı mutluluk vericidir.
    Birkaç senedir ülkemizde kadınların seçme haklarına sahip oldukları doğrudur. Fakat ciddi sınavlar da vermiş bulunmaktayız. Genç kızlara hayatlarını kazanmaları ve iyi anne olabilmeleri için eğitim verebilmek adına önemli çabalarımız oldu. Taşrada ve şehir belediyelerinde çocuk, yaşlı, sefil, dul ve kimsesizler için çalıştık. Benzer çalışmaların sizin ülkenizin saygın kadınları tarafından yapılıyor olmasını büyük bir sevgi ve hayranlıkla değerlendirmekteyiz (…) Bizim cemiyet dergimizin kırk ülkede kadınlara sunduğu gibi sizin derginiz de ülkenizdeki kadınlara değerli görüşler sunmaktadır. Birbirimize kanun taslak projelerimizden, toplumsal içerikli çabalarımızdan, faydalı tecrübelerimizden bahsedelim. (…) Sizi ve barış ile eşitlik için çaba gösteren, kadın hareketini destekleyen bütün çalışma arkadaşlarınızı sevgiyle selamlarım.”
    “Misis Corbett Ashby’nin Nezihe Muhiddin Hanım’a gönderdiği mektub” , Yeni Harflerle Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu, s. 122.
    14 Mayıs 2015 tarihinde vefat eden tarihçi Prof. Dr. Nevin Yurdsever Ateş’i sevgiyle anıyoruz…

  • 7 - Kadınlar Dünyası 1-50. Sayılar (1913-1921) / Yeni Harflerle

    ekran-alintisiBasım Yılı: 2009
    Çeviri Yazım: Fatma Büyükkarcı Yılmaz, Tülay Gençtürk Demircioğlu
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı

    “Cemiyet-i beşeriyenin bidayet-i teşekkülünden bu âna kadar pek çok zaman geçti. Asırların sine-i seyyiatında gömülmüş olan bu müddet içerisinde tarih-i âlem birçok vakayi derceyledi. Erkekler on beşinci asrı müteakip hürriyetlerini gasbeden müessesata karşı isyana başladılar.
    İbtida papazlardan hürriyetlerini almak için asırlarca uğraştılar. Mezhep muharebeleri, engizisyon mahkemeleri fayda vermedi. Volter’in meydana koyduğu hakayıkı tatbik için hapsine göğüs gerdiler. Nihayet hürriyet-i mezhebiyeleri temin edildi. Sıra hükümdar ve krallara geldi. Onlara daha ziyade şiddetli davrandılar. Azim inkılâplarla hürriyetlerini ilân ettiler. Yalnız bu esnada hürriyetlerini temin edilmemiş bir kitle-i muazzama kaldı. O da biz zavallı kadınlar…
    Evet, erkekler zahiren bu kadar hürriyet-perver göründükleri hâlde hakikatte birer küçük müstebitten başka bir şey değillerdir. Hürriyet, hürriyet sadalarıyla koca kıtaları kanlara boğdukları esnada bile kendilerinden daha büyük, daha mühim olan âlem-i nisvanı gözler görmedi. Onlara hukuk-ı siyasiye değil hukuk-i insaniye bile bahşetmekten çekindiler. İçlerinde hukukumuzun müdafaa etmek arzu edenlere bile feminist diye tahkir ve tezyif etmeye başladılar. (…)”

    Y. Naciye, “Erkekler Hakikaten Hürriyet-perver midirler? Kadınlar Ne İstiyor?”, Yeni Harflerle Kadınlar Dünyası, Cilt I, s. 67-68.

  • 8 - Kadınlar Dünyası 51-100. Sayılar (1913-1921) / Yeni Harflerle


    ekran-alintisiddBasım Yılı:
    2009
    Çeviri Yazım: Fatma Büyükkarcı Yılmaz, Tülay Gençtürk Demircioğlu
    Ön sözü görüntülemek için tıklayınız.

    Alıntı

    “Cemiyet-i beşeriyenin bidayet-i teşekkülünden bu âna kadar pek çok zaman geçti. Asırların sine-i seyyiatında gömülmüş olan bu müddet içerisinde tarih-i âlem birçok vakayi derceyledi. Erkekler on beşinci asrı müteakip hürriyetlerini gasbeden müessesata karşı isyana başladılar.
    İbtida papazlardan hürriyetlerini almak için asırlarca uğraştılar. Mezhep muharebeleri, engizisyon mahkemeleri fayda vermedi. Volter’in meydana koyduğu hakayıkı tatbik için hapsine göğüs gerdiler. Nihayet hürriyet-i mezhebiyeleri temin edildi. Sıra hükümdar ve krallara geldi. Onlara daha ziyade şiddetli davrandılar. Azim inkılâplarla hürriyetlerini ilân ettiler. Yalnız bu esnada hürriyetlerini temin edilmemiş bir kitle-i muazzama kaldı. O da biz zavallı kadınlar…
    Evet, erkekler zahiren bu kadar hürriyet-perver göründükleri hâlde hakikatte birer küçük müstebitten başka bir şey değillerdir. Hürriyet, hürriyet sadalarıyla koca kıtaları kanlara boğdukları esnada bile kendilerinden daha büyük, daha mühim olan âlem-i nisvanı gözler görmedi. Onlara hukuk-ı siyasiye değil hukuk-i insaniye bile bahşetmekten çekindiler. İçlerinde hukukumuzun müdafaa etmek arzu edenlere bile feminist diye tahkir ve tezyif etmeye başladılar. (…)”

    Y. Naciye, “Erkekler Hakikaten Hürriyet-perver midirler? Kadınlar Ne İstiyor?”, Yeni Harflerle Kadınlar Dünyası, Cilt I, s. 67-68.