36. Kuruluş Yıldönümü Kutlaması ve ‘Mor Bellek’ Yayını Tanıtımı / Füsun Ertuğ
18 Nisan 2026’da Vakfımızın 36. yıldönümü ile Vakfın otuzbeş yıllık kurumsal hafızasının derlemesi olan Mor Bellek yayınını birlikte kutlamak üzere Kütüphane mekanında dostlarla buluştuk. Maltepe Üniversitesi Konservatuvarı öğrencileri olan Selin Kader ve Ahu Ramoğlu adlı genç kemancıların seslendirdikleri Vivaldi parçaları eşliğinde başlayan şenliğimiz, kurucular olarak Aslı Davaz’ın ve benim konuşmalarımın ardından yazar Tülin Tankut’un duygusal konuşmasıyla devam etti. Yönetim Kurulu üyelerinin[1] konuşmalarından sonra Mor Bellek kitabının yazarı, Genel Kurul üyemiz Arzu Karamani Pekin bu yayının yıllara uzanan yazım öyküsünü aktardı. Vakıf dostları Karamani Pekin’e kitaplarını imzalattılar ve sergilenen arşiv malzemeleri ile görsel malzemeleri izlediler. Gönüllülerin hazırladıkları ikramlarla, sohbetlerle akşama dek süren çok keyifli bir günü paylaşmak hepimize iyi geldi. Kutlama konuşmamı Arşivlik bültene kalıcı belge olarak almayı düşündüm. 40. Yılımıza az kaldı… nice 40’lara…
BİR İMECE HİKAYESİ
Vakfımızın otuz altıncı yıldönümünü kutlama mutluluğuna eriştiğimiz bugün, kuruculardan biri olarak anılar anlatmam istendi. Ben de bu uzun imece hikayesinin nasıl başladığını düşündüm. 1989 yılı Mart’ında sevgili Şirin Tekeli, Almanya’da Kassel Üniversitesi’ndeki sempozyumda yapacağı sunumda kullanmak üzere 1980’ler boyunca kadın eylemlerinde çektiğim videolardan bir kurgu yapmamı istemişti. Nisan ayı başlarında tamamlanan VHS kaydını almaya Göztepe’deki evime geldi. Büyük bir coşkuyla, kadın hareketi arşivlerini bir çatı altında toplama konusunda Aslı Davaz’la yaptıkları ön çalışmalardan bahsetti ve henüz formatı belirsiz bu oluşuma katılmak ister miyim diye sordu. Yanıtım tabii ki olumluydu, ama bu yanıtın bizi bugünlere getirebilmesi tam anlamıyla bir mucize.
17-21 Nisan 1989’da Kassel’de yapılan toplantının Türkiye kadın hareketindeki önemine de kısaca değinmek istiyorum. 1980’ler sonunda Almanya’da Kassel Üniversitesi’nde Prof. Ayla Neusel, ‘Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Uluslararası Çalışma Grubu’nu kurmuştu. Bu grubun davetiyle yapılan toplantının konusu: ”1980’ler Türkiye’sinde ve Göç Olgusunda Kadınların Toplumsal Durumu” idi. Organizatörlüğünü Meral Akkent’in yaptığı bu toplantı, ilk kez Türk ve Alman kadın akademisyenleri bir araya getirecekti. Şirin, Türkiye’den seçilecek kadın akademisyenlerin belirlenmesinden sorumluydu.
Şirin’in deyişiyle ”Ben, Deniz Kandiyoti ve Ferhunde Özbay, Türkiyeli akademisyenlerin en yaşlılarıydık. Geri kalanlar doktoralarını yeni bitirmiş, ya da yazmakta olan, birbirinden parlak genç kadınlardı. Temamız disiplinler arasıydı. Sosyologlar, tarihçiler, hekimler ve eğitimciler. Konu, 1980’lerin başından beri Türkiye’de gelişen feminist kadın hareketi ışığında çeşitli kadın sorunlarını tartışmak ve anlamaktı.”
Şirin’in davetiyle Almanya’daki sempozyuma katılan akademisyenler arasında: Fatmagül Berktay, Şahika Yüksel, Fadime Gök, Feride Acar, Yakın Ertürk, Lale Yalçın Heckmann, Yıldız Ecevit, Hale Bolak, Ayşe Saktanber, Ayşe Güneş Ayata, Nora Şeni, Arşaluys Kayır, Nükhet Sirman ve 5 aylık kızı Zeynep’le birlikte Yeşim Arat Pamuk da vardı. Almanya’daki toplantıya katılanların çoğu Şirin’in coşku içinde paylaştığı Kütüphane fikrinden haberdar olmuştu ve hemen hepsi ileriki aşamalarda kadın hareketine ve Kütüphaneye önemli katkılar sundular. Şirin, Almanya dönüşü Alman akademisyenlerin de Türkiyeli kadınlardan ve kadın eylemleri videosundan çok etkilendiklerini söylemişti.
1989’un yaz aylarında, Türkiye’de bir ‘Kadın Kütüphanesi’ kurma fikrinin öncüsü Aslı Mardin Davaz, Şirin’in yakın arkadaşı felsefeci yazar Füsun Akatlı ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanecilik Bölüm Başkanı Jale Baysal ile de tanıştım, toplantılar yapmaya başladık. Aramızdan ayrılan Şirin’in, Füsun’un ve Jale Hanımın yanı sıra, bu uzun süreçte kaybettiğimiz diğer arkadaşlarımı da burada hasretle anıyorum.
Kadınlara odaklanan bir kütüphane ve arşivin kurumsal yapısının ne olacağı konusunda çeşitli alternatifler arasında Vakıf kurma kararını aldık, ancak mekan bulma işi epey uzun ve zorlu bir süreçti. İstanbul’da Vakıflara ve Belediyelere ait pek çok yapıya bakıldı, yapılardan çoğu restorasyon gerektiriyordu ve bizim paramız yoktu. Mekan için uzun uzun dolaştığımızı, uzun toplantıları ve çok kişinin kapısını çaldığımızı hatırlıyorum. Jale Baysal’ın yakından tanıdığı Kütüphaneci, Müzeci ve Kültür Müdürü Sabahattin Batur’un mihmandarlığında Ayasofya’nın içindeki I. Mahmud kütüphanesi ile Koca Ragıp Paşa kütüphanesini gezdiğimizi hatırlıyorum. Yine onun önerisiyle bugün içinde bulunduğumuz mekanı gördük sanırım. Mekanın sahibi İstanbul Belediyesiydi bu kez. Kapıyı, Füsun Akatlı’nın arkadaşı Hilmi Yavuz araladı. Onun aracılığıyla İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen’e ulaşıldı, ileri görüşlü bir yönetici olan Sözen, kadın konulu bir kütüphane kurma talebimizi ilgiyle dinledi ve talebimize olumlu yanıt verdi. Mekana kavuşmak çok önemliydi, ama bu mekanda kadın hafızasının belleğini oluşturmak ve bu oluşumu Türkiye’nin siyasi dalgalanmalarına, ekonomik dar boğazlarına rağmen sürdürmek esas başarıydı.
Dünyadaki kadın kurumlarının hemen hepsinde olduğu gibi bir kadının bu oluşumda öncülüğü ve sürdürme yönündeki kararlılığı olmasaydı bugün burada olmayabilirdik. Aslı Davaz, büyük bir adanmışlıkla ve sürekliliği sağlama yönünde maddi- manevi katkılarıyla bu merkezin yaşamasını, koleksiyonlarının gelişmesini sağladı ve Türkiye’de Feminist Arşivcilik kavramını yerleştirdi. Birçoğumuz farklı kariyerler, hedefler, aile ve iş peşinde zaman zaman kütüphaneden uzaklaştık, ama o Kütüphanenin değişik kişiler ve çevrelerle iş birliğini geliştirdi, arşivlerin düzene girmesini, yeni arşivler eklenmesini sağladı, dünyada arşivcilik alanındaki gelişmeleri takip ederek bizlere tanıttı. Bu vesileyle Aslı’nın kurumun sürdürülmesindeki büyük katkısına değinmeyi bir borç biliyorum. Elbette bugün aramızda bulunan ve halen gönüllü desteğini sürdüren Tülin Tankut’un, Ayşegül Ardıç’ın, Berna Türemen’in yanı sıra Genel Kurul üyelerimizin her birinin emekleri çok büyük. Binlerce kadının imecesiyle oluştu bu koleksiyonlar ve bugünlere geldik.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’nin yıllar içinde pek çok kişinin imecesiyle gelişme hikayesini sevgili Arzu Karamani Pekin, MOR BELLEK kitabında derledi. Bugün burada bu kurum hikayesinin yazılma öyküsünü de dinleyeceğiz. Ben sözü daha fazla uzatmadan bugün yönetimde olan arkadaşlarıma bırakıyorum. Bugün aramızda olan, olamayan bize gönüllü olarak el veren herkese sevgilerimi iletiyorum.
[1] Nevval Sevindi, Nilgün Kıvırcık, Başak Selvi Öztürk ve Emine Gür konuşma yaptı, ancak YK başkanı Nathalie Defne Gier yeni doğum yaptığı için bu şenliğe katılamadı.





