Afetlere Karşı Feminist Mücadele Alanı Olarak Arşiv / Emine Hatun Gür
22 Ekim 2025 tarihinde, Kadının İnsan Hakları Derneği’nin Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın daveti üzerine, yönetim kurulu üyesi olarak “Afetlere Karşı Feminist Mücadele Alanı Olarak Arşiv” başlıklı bir webinar kapsamında gerçekleştirdiğim sunumun içeriğini Arşivlik Bültenimizde yeniden paylaşmak istedim.
Afetler, doğal ya da insan kaynaklı olsun, toplumların gündelik yaşamını aksatan ve uzun vadede toplumsal yapıda değişimlere neden olan olaylardır. Bu olayların farklı toplumsal gruplar üzerindeki etkilerini anlamada toplumsal cinsiyet belirleyici bir rol oynar.
Deprem, sel, yangın ve kuraklık gibi afetler yalnızca fiziksel yıkım yaratmakla kalmaz; mevcut sosyal eşitsizlikleri görünür kılarak derinleştirir. Özellikle deprem ülkesi olan Türkiye’de bu eşitsizliklerin belgelenmesi, kayıt altına alınması ve tartışmaya açılması, arşivlerin güncel ve devam eden bir mücadele alanı olarak ele alınmasını zorunlu kılar.
Toplumda bakım emeği olarak tanımlanan; hane içinde yaşayan bireylerin yemek hazırlanması, temizlik ve benzeri fiziksel emek gerektiren gündelik ihtiyaçlarının karşılanması, toplumsal cinsiyete dayalı ataerkil iş bölümünün bir sonucu olarak büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda kalmaktadır. Afet öncesinde zaten kadınların üzerinde yoğunlaşan bu bakım yükü, afet anında güvenli alanlara erişim, tahliye ve hayatta kalma olanaklarını sınırlarken, afet sonrasında da ev içi işlerin sürdürülmesine ek olarak hasta ve yaralıların bakımını üstlenmeleriyle daha da artmaktadır. Bu durum, kadınların afet sonrası iyileşme ve yeniden yapılanma süreçlerine katılımını önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
TÜİK verileri, kadınların istihdama katılım oranlarının hâlen oldukça düşük olduğunu göstermektedir (TÜİK, 2025, Temmuz–Eylül). Ücretli bir işte çalışmak, kadınların yalnızca ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmekle kalmaz; düzenli gelire sahip olma, sosyal güvenlik sistemine dâhil olma, sağlık hizmetleri, emeklilik ve kredi gibi temel kaynaklara erişimlerini de mümkün kılar. Afetler söz konusu olduğunda, bu tür kaynaklara erişim, kadınların risklere karşı daha dirençli olmalarını, afet anında ve sonrasında barınma, sağlık ve geçim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini doğrudan etkiler. Bunun yanı sıra çalışma yaşamı, kadınların hane içi rollerle sınırlı kalmadan kamusal alanda yeni sosyal ilişkiler ve dayanışma ağları kurmalarına olanak tanır; bu ağlar afet sonrası iyileşme ve yeniden yapılanma süreçlerinde de hayati önem taşır. Bu çok boyutlu güçlenme süreci, kadınların afetlere karşı daha hazırlıklı, kendi yaşamlarına ilişkin stratejik kararları alabilen, eğitimli ve toplumsal hayatın tüm alanlarında etkin biçimde var olabilen bireyler olarak konumlanmalarına katkı sağlar.
Bu nedenle afet yönetimi politikalarının toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alınması, yalnızca kadınların haklarının korunması açısından değil, toplumun genel dayanıklılığının güçlendirilmesi açısından da zorunludur. Kadınların güçlendirilmesi ve afet planlamasına dâhil edilmesi afet öncesinde dayanıklılıklarını ve kendi kendine yeterliliklerini arttırıcı farkındalık faaliyetleri düzenlenmeli, özel ve kamu iş birlikleri kurularak çalışmalar yeniden kullanılmak üzere kayıt altına alınarak arşivlenmelidir.
Son yıllarda afetler ve toplumsal cinsiyet ilişkisine odaklanan akademik çalışmaların sayısında belirgin bir artış olduğu da gözlenmektedir. Bu çalışmalar, afet sonrası dönemlerde toplumsal cinsiyet temelli şiddetin artışı, ekonomik eşitsizliklerin derinleşmesi ve bakım yükünün kadınlar üzerinde yoğunlaşması gibi temaların öne çıktığını da göstermektedir.
CEİD tarafından yürütülen Afet Yönetimi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Haritalama ve İzleme Çalışması (2025), Türkiye’deki afet yönetimi politikalarını toplumsal cinsiyet perspektifinden değerlendiren önemli bir çerçeve sunmaktadır. Çalışma, afetlerin kadınlar ve kız çocukları üzerinde daha kalıcı etkiler yarattığını ortaya koymakta ve afetlere müdahale süreçlerinde eşitlikçi yaklaşımların hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bu tür izleme ve değerlendirme çalışmalarının raporlanarak arşivlenmesi; afet deneyimlerinin geleceğe yönelik politika üretiminde öğrenme alanı olarak kullanılmasını mümkün kılmaktadır.
6 Şubat 2023’te yaşanan depremler, Türkiye’de afet yönetiminin toplumsal cinsiyet boyutunu açık biçimde görünür kılmıştır. Afet bölgesinde sahada aktif olarak çalışan kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, hem acil ihtiyaçların karşılanmasında hem de hak ihlallerinin belgelenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Bunlardan biri olan Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği (KÖVED) öncülüğünde kurulan Kadın Afet Koordinasyon Ağı, yaklaşık 150 bileşeniyle kadınların örgütlü gücünü ortaya koyan önemli bir örnektir. Bu ağ, afetlerden en fazla etkilenen kesimlerin kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+ bireyler olduğu tespitinden hareketle; kaynaklarla ihtiyaç sahipleri arasında köprü kurmayı, hak ihlallerini görünür kılmayı ve kadın örgütlerinin afet yönetiminin her aşamasında etkin biçimde yer almasını amaçlamıştır. Bu süreçte Kadınlar ve çocuklar için psikososyal destekten eğitime, hukuki danışmanlıktan istihdam olanaklarına kadar bütüncül hizmetlerin sunulduğu kadın yaşam merkezlerinin gerekliliği de ortaya çıkmış. Özellikle afet sonrası iyileşmenin, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde ele alınmasına yönelik somut modeller sunulmuştur.
Toplumsal Bellek, Tanıklık ve Dayanışma
Afetlerin toplumsal etkilerinin unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması, toplumsal bellek ve arşivler aracılığıyla mümkündür. Arşivler, yalnızca belgelerin saklandığı mekânlar değil; bir toplumun deneyimlerini, değerlerini ve öğrenme süreçlerini taşıyan dinamik bellek alanlarıdır. Kadınların afet süreçlerindeki tanıklıklarının, dayanışma pratiklerinin ve örgütlenme deneyimlerinin kayıt altına alınması hem tarihsel bir sorumluluk hem de toplumsal öğrenmenin temel bir unsurudur.
Kadın merkezli ya da feminist arşivler, geleneksel ve erkek egemen arşiv anlayışının dışarıda bıraktığı kadın deneyimlerini görünür kılmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Feminist tarihçiler, resmi arşivlerde kadınların eksik temsil edildiğini ortaya koymuş; kadınlara ve kadın hareketlerine ait birincil kaynakların sistematik biçimde toplanması gerektiğini savunmuştur.
Afet sonrası raporlar, sözlü tarih çalışmaları ve dijital belgeler aracılığıyla kadın merkezli arşivler, resmi afet anlatılarının dışında kalan deneyimleri görünür kılarak alternatif ve çoğulcu tarih anlatılarının oluşmasına katkı sunar. Böylece arşivler bir saklama alanından çıkıp, feminist mücadelenin bir alanına dönüşmüş olur. Deprem ülkesi olan Türkiye’de, toplumsal hafızanın sürekliliği, kayıpların ve deneyimlerin görünür kılınması ile afetlerin toplumsal cinsiyet boyutlarının belgelenmesi açısından arşivlerin her zaman güncel ve gündemde tutulması zorunludur.
Sonuç olarak: Afetler, toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren olaylar olmakla birlikte, dayanışma ve dönüşüm için de önemli fırsatlar barındırır. Kadınların afet süreçlerindeki deneyimlerinin görünür kılınması ve arşivlenmesi, daha adil ve kapsayıcı bir toplumsal bellek inşasının temelini oluşturur. Kadın merkezli ve feminist arşivler, yalnızca geçmişi koruyan yapılar değil; geleceğe yönelik eşitlikçi afet politikalarının geliştirilmesine katkı sunan aktif bilgi merkezleridir.
1990 yılında kurulan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, Türkiye’nin ilk ve tek kadın merkezli arşiv ve kütüphanesi olarak kadın tarihinin korunması ve erişime açılmasında öncü bir rol üstlenmektedir. Osmanlı’dan günümüze kadınlara ait yazılı, görsel ve işitsel materyalleri toplayan Vakıf, kadın tarihi açısından önemli koleksiyonları barındırmaktadır. Vakıf, bibliyografyalar, thesaurus çalışmaları, sempozyumlar ve dijitalleştirme projeleri aracılığıyla kadın çalışmalarının bilgi altyapısını güçlendirmekte; kadın örgütlerinin belgelerini zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın araştırmacıların erişimine sunmaktadır. Bu yönüyle kurum, kadın merkezli arşivlerin toplumsal bellek ve politika üretimiyle kurduğu ilişkinin somut bir örneğini oluşturmaktadır.
Kaynakça:
Altay, N. (2025). DergiPark’ta yayınlanan afet konulu makalelerin analizi. Ege Coğrafya Dergisi, 34(1), 157–168. https://doi.org/10.51800/ecd.1654624
CEİD. (2025). Afet yönetimi toplumsal cinsiyet eşitliği haritalama ve izleme çalışması. Ankara.
Kadının İnsan Hakları Derneği. (2023). 6 Şubat depremlerine ilişkin birincil tespitler ve acil talepler. https://kadinininsanhaklari.org/6-subat-depremlerine-iliskin-birincil-tespitler-ve-acil-talepler/
Kadın Koalisyonu & Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği (KÖVED). (2024). 6 Şubat depremi sonrasında afet bölgesinde kadınlar – Kadın Koalisyonu raporu. https://dspace.ceid.org.tr/handle/1/2414
T.C. Türkiye İstatistik Kurumu. (2025). İşgücü istatistikleri, III. çeyrek: Temmuz–Eylül 2025. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-III.-Ceyrek:-Temmuz-Eylul,-2025-54071
Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet. (t.y.). Çıkarken: Editoryal. https://arsivdekadinvetoplumsalcinsiyet.com/cikarken-editorial/
Künye: Emine Hatun Gür, “Afetlere Karşı Feminist Mücadele Alanı Olarak Arşiv”, Arşivlik, sy. 3 (Aralık 2025), https://kadineserleri.org/afetlere-karsi-feminist-mucadele-alani-olarak-arsiv/


