Yazmanın ve Yaşamanın Yeni Olasılıkları: Hélène Cixous ve Dişil Yazı / Zeynep Arsan Ozan
‘Kendini yaz. Bedenin duyulmalıdır. Ancak o zaman bilinçdışının muazzam kaynakları fışkırıp ortaya çıkacaktır.’ (Cixous, Medusa’nın Kahkahası, 1976)
Hélène Cixous’yu, doktora sürecinde aldığım ‘Felsefede Mekan Tartışmaları’ dersi kapsamında okuduğum ‘Rethinking Architecture: A Reader in Cultural Theory’ kitabı vesilesiyle tanıdım. Mekanın felsefesine ilişkin bir derleme olan bu kitaptan her öğrenci birer düşünür seçerek sunum hazırladı. Benim dışımdaki öğrenciler tarafından seçilen postyapısalcı teorisyenler, alanda isimleri çokça duyulan Derrida, Foucault, Deleuze gibi isimlerdi ve hepsi erkekti; zaten Cixous dışında kitap kapsamına alınan kadın düşünür yoktu.
Ders kapsamında neden Cixous’yu seçtiğimi düşünüyorum…Ayırt edici ilk benzerlik olan ikimizin de kadın olmamızın dışındakilere… Cixous’nun Fransız olması, benim Fransızca eğitim veren bir okulda okumuş olmam; Cixous’nun çocukluğunu Fransız sömürgesi bir şehirde, Musevi bir aileye mensup olarak geçirmesi -bu otobiyografik malzemenin Cixous’nun çalışmalarındaki dışlanma temasını oluşturması-, benim de hayatımın belli dönemlerinde çeşitli nedenlerle kendimi diğerlerinden ayrıksı hissetmem gibi bağlantılar/benzerlikler aklıma ilk gelenler oluyor. Gelgelelim Helene Cixous’ya, bu yazı kapsamında ele alacağım dişil yazıya ve bunun mekanla ve ayrılmaz bir bütünlükte olan toplumsal olanla ilişkisine…
Postyapısalcı feminist düşünür, akademisyen ve yazar Cixous, sosyal, politik ve kültürel bir paradigma olarak tanımlanabilecek 1970’li yılların eleştirel ve üretken alanında yayınladığı ‘Medusa’nın Kahkahası’ (La Rire de la Méduse, 1976) adlı denemesinde ‘dişil yazı’ (écriture féminine) kavramını geliştiriyor. Feminist eleştiri alanında büyük yankı uyandıran bu deneme, Batı kültürünün ve dolayısıyla dilinin kadını sessizleştiren/bastıran fallogosantrik kurgusunu yapısöküme uğratarak, kadınları kendileri, bedenleri ve arzuları hakkında yazmaya davet eden özgürleştirici bir manifesto niteliğinde. Cixous dişil yazının eleştirel ve dönüştürücü yapısını metinde şöyle açıklıyor: “Dişil bir metin yıkıcı olmaktan fazlasını yapamaz. O volkanik bir yapıdadır; yazıldıkça erkek yatırımlarının taşıyıcısı olan eski mülkiyet kabuğunu yerinden eder — başka türlüsü mümkün değildir. Eğer o bir eril ‘o’ değilse, onun için yer yoktur. Eğer o dişil bir ‘o’ ise, bu her şeyi paramparça etmek, kurumların çerçevesini kırmak, yasayı havaya uçurmak, ‘gerçeği’ kahkahayla dağıtmak içindir.” Klasik Eril Mitoloji, Medusa’yı ölümcül bir yaratık olarak kurgularken, Cixous geleneksel anlatıyı bozuyor ve onu ‘Medusa’ya doğrudan bakman yeterli, onu görmek için. Ve o ölümcül değil. O güzel ve gülüyor’ satırlarıyla yeniden üretiyor.
Cixous’nun ‘Kale’nin Saldırıları’ isimli metni toplumsal cinsiyet, kültür ve psikoloji katmanlarının dişil yazı aracılığıyla mekansal anlatılarda bıraktığı izleri okumak açısından anlamlı bir kaynak. Otobiyografik malzemenin izleri, metinlerarası gönderme ve önemli bir psikanalitik boyutu içeren söz konusu deneme, yazarının Prag şehrine Kafka’nın mezarını görmek amacıyla gittiğini açıklamasıyla başlıyor. Cixous için Dr. Franz Kafka’nın mezarına ulaşmak, yazarın eli, izi ve ayak izini ve hatta Tanrı’nın göz kapaklarını görmekle eşdeğer ve Cezayir mezarlığında yatan babası Dr. Georges Cixous’nun ölümüyle ilgili hatıraları canlandıran sembolik bir deneyim.
Metin boyunca işlenen erişim ve engellenme temalarını, kadın öznenin ataerkil düzende karşılaştığı dışlanmanın bir alegorisi olarak okumak mümkün. Cixous, Kafka’nın ‘Kanun Önünde’ hikayesinde kapı açık olsa bile kendi dışlanmışlığına ikna olduğu için içeri girmeye çabalamayan ‘kırlardan gelen adam’ gibi, Prag şehrine asla erişemiyor. Prag, hikayede onto-hermeneutik olarak ele geçirilemeyecek bir şehir olarak kurgulanmış. Bu durum, Cixous’nun önceki çalışmalarında ele aldığı, her biri Rouen Katedrali’ni “yakalama” girişimi olan Monet’nin yirmi altı tablosundaki gözlemleriyle de örtüşüyor; hakiki Rouen Katedrali yirmi altı katedrali ve bunun çoklu yorumlarını içeren tam anlamıyla kavranamayacak bir palimpsest: “Vaat edilmiş Praglar. Gitmeyi düşlersin. Gidemezsin. Gitseydin ne olurdu?’’

Monet’nin Rouen Katedrali serisi (Kaynak: Bob Hambly)
Cixous için bir yere ulaşma arzusunun kendisi oraya ulaşmayı imkansız kılıyor: ‘Peki ben nereye gitmeliyim, hangi şehre — Prag’a yalnızca hileyle ya da tesadüfen, istemeden varabilmek için?’ Eril egemen logosun tanımladığı çizgisel ve doğrusal anlatının yapısökümüyle mekan -yer-, ikili karşıtlıkları bir araya getiren -mezar ve beşik, arzu ve korku, ayıran ve birleştiren-, çok katmanlı, çok sesli, akışkan bir alan olarak deneyimleniyor. Hayaller, kişiler, anılar ve yerler öngörülemez biçimlerde bir araya geliyor ve şehrin zaman boyutu ‘Zaman kare bir tekerlektir. Sokaklarda yeterince hızlı koşsam, belki yakalayabilirim — ben doğmadan önce buradan geçip gideni, ben doğmadan önce.’ satırlarında ifade buluyor. İzler, anılar ve tekrarın silikleştirdiği anlamların kenti olan Prag üzerine geliştirdiği resimsel ve öz düşünümsel yazısıyla Cixous, kenti yazmanın yeni bir olasılığını görünür kılıyor.
Cixous’ya göre dili dönüştürmek edebi bir tercihin ötesinde, kadın öznenin bastırılmış deneyimlerini görünür kılarak toplumsal belleği yeniden inşa eden ve kadının -ötekinin- toplumsal örüntüdeki yerini değiştiren devrimci bir eylem. Bu bağlamda dişil yazı, yalnızca kadınlara özgü bir yazma pratiği olmasının ötesinde, ötekine açıklık üzerine temellenen bir cinsel farklılık anlayışını benimsiyor. Bedensel deneyim, zamansal ve mekansal izler, hafıza ve duygularla şekillenen écriture féminine heteronormatif dilin kurallarını bozuyor ve farklılığın -çeşitliliğin- dışlayıcı olmayan biçimlerde keşfedilmesini sağlayan bir strateji olarak serimleniyor.
Bu yazıyı yazarken okuyucunun da ‘kendi’ni yazmaya başlamasını çok istediğimi farkediyorum. Kendimize ait ‘odalar’ımızda (Woolf, 2019), benliğimize ulaşmak için dolambaçlı yollarda kaybolmak (Joyce, 2023), yolculuğun doğrusal olmayan yapısını fark etmek ve tüm engellerle beraber, ‘hep birlikte’ devam etmek üzere…
Teşekkürler Hélène…
Kaynakça
- Akça, P. B. (2025). Sıkılmanın poetikası: Modern Türk şiirinde kadın öznenin can sıkıntısının mekansal öğeler aracılığıyla incelenmesi (1956-2010) [Yüksek lisans tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi].
- Aydınalp, E. B. (2020). Hélène Cixous’ta Dişil Yazı: “Oidipus’un Adı-Yasaklanmış Bedenin Şarkısı” ve “Dora’nin Portresi” Adlı Eserlerinin Yapısökümü, Edebî Eleştiri Dergisi, , c. 4/1, s. 26-37.
- Cixous, H. (1991). ‘Coming to Writing’ and other essays (S. Cornell et al., Trans.). Harvard University Press.
- Cixous, H., Cohen, K., & Cohen, P. (1976). The Laugh of the Medusa. Signs, 1(4), 875–893. http://www.jstor.org/stable/3173239
- Frichot, H. (2010). Following Hélène Cixous’ Steps Towards A Writing Architecture. Architectural Theory Review, 15(3), 312–323. https://doi.org/10.1080/13264826.2010.524310
- Joyce, J. (2023). Ulysees. Yapı Kredi Yayınları.
- Kafka, F. (2016). Kanun Önünde. Zeplin Kitap.
- Leach, N. (Ed.). (1997). Rethinking architecture: A reader in cultural theory. Routledge.
- Shurmer-Smith, P. (1994). Cixous’ Spaces: Sensuous Space in Women’s Writing. Ecumene, 1(4), 349-362.
- Woolf, V. (2019). Kendine Ait Bir Oda. Kırmızı Kedi Yayınevi.
Künye: Zeynep Arsan Ozan , “Yazmanın ve Yaşamanın Yeni Olasılıkları: Hélène Cixous ve Dişil Yazı”, Arşivlik, sy. 5 (Temmuz 2026), https://kadineserleri.org/yazmanin-ve-yasamanin-yeni-olasiliklari-helene-cixous-ve-disil-yazi/


