Arşivlik / Sayı 1 – Haziran 2025

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, tam 35 yıldır yılmaz bir emek vererek, kadınların hafızasını korumaya, görünmeyen emeklerini görünür kılmaya, tarihsel katmanların izlerini taşıyan büyülü atmosferine gelenler veya dijital erişim yoluyla kaynaklarımızdan faydalanan araştırmacılara birikimini sunmaya çalışıyor. Kadınların 100 yıla yayılan feminist ve örgütlü birikimini yaymanın yenilikçi yollarını arayarak genç araştırmacılara ulaştırıyor.

Bültenimizi “ARŞİVLİK” olarak adlandırmak, süreç içinde kendisi de arşivin bir parçası olacak bir yayın olmasını istemekten geçti. Canlı, çeşitlilikleri kucaklayan, genç ve samimi bir çağrışıma sahip, kesişimsel feminizm ile temas halinde olan yeni bir belge yaratma gayretindeyiz. “Arşivlik”in bu açıdan hem bugünü kaydedecek hem de geleceğe kalacak bir bagajı var, çok cepli, katmanlı, körüklü.

Bu çoklu olma halini tüm dünyada ve ülkemizde patriarkal kurumsal yapıların politikalarına karşı örgütlenen kadınların kapsayıcı dinamiklerinden ilham aldık. Farklı toplumsal hareketler arasında çarprazlanmaların ve yan yana gelişlerin bizi büyüttüğüne ve çoğalttığına inanıyoruz. Bu yüzden bültenimizde hafıza üzerine düşünen tüm kadınlara, ezber bozan seslere, kadın örgütlenmelerine, ‘öteki’ olanlara yer vereceğiz. Bu içeriği sizlerle birlikte geliştirmeye ve çokluluk halini büyütmeye çalışacağız.

Her sayısı, yalnızca güncele değil, dönemin düşünsel izlerine de ışık tutan, saklanabilir ve yeniden başvurulabilir bir içerik sunmasına gayret edeceğiz. Dünyada yükselen kültür savaşlarının tam ortasında, dijital iletişim dünyasının karanlık dehlizlerinde ‘kadınlar için bir vaha’ olmaya çabalayacağız.

Bagajımızda çok fazla belge ve insan kaynağı ile yola çıkıyoruz. Yolun sonunu bilmiyoruz ama yola çıkma ve yolda olma hali bizi heyecanlandırıyor.

Bu yayın, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteği ile hazırlandı. Bültenin hazırlanmasında emeği geçen yayın kurulu üyelerimiz; Nilgün Kıvırcık, Yonca Güneş Yücel, Füsun Ertuğ, Arzu Karamani Pekin, Nathalie Defne Gier, Firdevs Gümüşoğlu, Işıl Baş’a ve yayına hazırlayan Marjinal Portel Novelli ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Arşivlik Yayın Kurulu

Çizen: Aslı Alpar

KONUK KALEMLER

Eylemin Cinsiyeti / Figen Şakacı 

Malum toplumsal hafızamızın telleri pek incedir, en ufak bir darbede çıt diye kopar. O yüzden Yaşar Nezihe’den daha şanslı olup mürebbiyelerle büyüyen ve erkeklerle eşit düzeyde vatandaşlık haklarını elde etmek, iş hayatına kadınların da girmesini sağlamak, eğitim haklarından yararlanmak gibi birçok hedefle Kadınlar Halk Fırkası’nı kuran Nezihe Muhiddin’i de anmadan geçmeyelim. Keza ilk kadın romancımız diye işaret ettiğimiz Fatma Aliye’nin Ahmet Midhat Efendi’yle birlikte yazdığı ‘Hayal ve Hakikat’ romanının kapağında kendisinden yazar olarak değil ‘bir kadın’ olarak bahsedildiğini, uzun sofralarda sözümüzü kesen, çokbilmiş er kişilerin önüne susturucu olarak koyalım, hizayı bozmalarına engel olalım. Sonra lafı Suat Derviş’e getirelim, onun gece yarıları İstanbul sokaklarında dolaşarak, yaptığı röportajlardan 1930’larda anlattığı “Çöken İstanbul”un bugünkü hal-i pür melalinden bahsedelim, sözün özü ne yapıp edelim hafımızın tellerinin kopmasına izin vermeyelim.


Amy Poehler’la Bir Feminist Direniş Biçimi Olarak Komedi / Zeynep Naz İnansal 

Poehler’a göre, kendisi de birçok kadın gibi gereksiz yere özür dilemeye alışmış durumda. Günlük hayatta ne kadar sık ve asılsız özür dilediğini fark ettiğinde bunun kadınların içselleştirdiği bir davranış olduğunu anlamış. Toplumun bir kadını suçlu hissetmeye zorladığı kalıplarından kurtulmasının yıllar aldığını belirten komedyen, bu yüzden artık yalnızca gerçekten gerekli olduğunda özür dilediğini anlatıyor. Yıllar önce bir SNL provasında kendisine bir kadın için fazla edepsiz bir espri yaptığını söyleyen arkadaşına daha da edepsizleşerek cevap vermesini de buna bağlıyor.

TARİHE NOT


35. Yılda Kadınların Hafızası / Aslı Davaz 

Kütüphane ve arşiv merkezi, belgelerin sağlandığı ve korunduğu teknik bir faaliyet olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Arşivcilik burada, bilgi üretiminin bir parçasına belleğin silinmesine karşı bir direniş biçimine ve görünürlük stratejisine dönüşüyor. “Kadınları yalnızca belgelerde değil, belgelerin düzenlenişinde, sunumunda, anlatılarında da nasıl görünür kılabiliriz?” sorusu, kurumun her adımına yön veriyor.


Kadın Hareketi Afişleri Bize Ne Anlatıyor? / Sevgi Uçan Çubukçu 

Türkiyeli kadınların mücadelesini görünür kılan, yaygınlaştıran bu afişler, bize hiçbir şeyin gökten zembille düşmediğini, hiçbir hakkın kendiliğinden kazanılmadığını anlatır. Her kuşağın içine doğduğu ve yaşadığı zaman diliminin koşulları, tarihin içerdiği mücadele birikimiyle, süreklilikler ve kesintilerle inşa edilir. Bizden önceki kuşakların mücadeleleri, ödedikleri bedelleri, aldıkları riskleri ve emeklerini görmeden, bugün yaşadıklarımızın mutlak ve doğal olmadığını anlayamayız. Bu nedenle, kadın hareketinin afişlerine bakmak kadınların eşit yurttaşlık mücadelesinin, feminist politika ve teorinin her daim ne kadar hayati olduğunu ete kemiğe büründürerek anlatır bize.

Afişlerin bize hatırlattığı bu önemli tarih, Türkiye kadın hareketinin bir yandan azımsanamayacak nitelikteki kazanımlarını ortaya koyarken, diğer yandan günümüzde ataerkil sistemin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu görmemizi de sağlar. Kadın hareketinin farklı temsillerinin üretmiş olduğu çok farklı konu ve alanlara dair bu afişler, Türkiye’de cinsiyetler arası eşitlik mücadelesinin hafızasına ilişkin bir kayıt tutar ve bu kaydı bütün kuşakların bilgisine açık hale getirir.  


Şirin Tekeli Anısına / Tülin Tankut 

Feminist arşivcilerin sıklıkla dikkat çektiği gibi, siyasetin ulaşamadığı kadın öznelliklerinin incelenmesi, ataerkil toplumun hem boyun eğme hem de direnme pratiklerini anlamak açısından büyük önem taşır. Kişisel belgeler, genellikle arşiv sahibinin kendi tercihi doğrultusunda biriktirdiği aile ve yakın çevreye dair notlar ile her türden yazılı ve görsel malzemeyi kapsar; ancak bu belgeler yoluyla kişisel bilgiye doğrudan ulaşmak her zaman kolay değildir. Şirin Tekeli’nin arşivinde özgeçmişi, eğitim ve akademik geçmişine ilişkin bilgiler bulunmasına rağmen, kadın kimliğine dair doğrudan bir anlatıya rastlanmamaktadır.


Kadın Eserleri Kütüphanesi Görsel Koleksiyonu: Albümler/ Füsun Ertuğ 

Albümler konusunda kısa vadeli hedeflerimizi kısmen gerçekleştirdik. Ancak bu hedeflerin, albümler üzerinde uzun vadede gerçekleştirileceğini umduğumuz sosyolojik, tarihsel, kurgusal farklı çalışmaların ancak alt yapısını oluşturduğunun da bilincindeyiz. Sanatçılarla ve araştırmacılarla birlikte, elinde aile albümü bulunan herkesi bu belleğe katkı sunmaya ve albümlerini açık bir kaynak haline getirmek üzere bizimle paylaşmaya davet ediyoruz.

SİVİL TOPLUM SÖZÜ

EŞİK; Haklarından, Hayatlarından, Hayallerinden Vazgeçmeyen Kadınların Eşit ve Özgür Gelecek İçin Kurdukları Köprü /Özgül Kaptan

Buluşma amacını “toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı ve kadınların kazanılmış haklarına yönelik tüm saldırılara karşı ortak mücadele” olarak belirlemiş olan EŞİK, kuruluş tarihini İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2020’den başlatıyor. Geçen 5 yıl süresinde EŞİK; “Kadınlar kazanılmış haklarından ve şiddetsiz bir hayat mücadelesinden asla VAZGEÇMEYECEKLER” sözünü fazlasıyla yerine getirdi.

KİTAP SIRTI

Mor Bellek: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın 35 Yıllık Öyküsü / Arzu Karamani Pekin 

Kütüphane ile dirsek teması içinde geçirdiğim bunca yılı, kitabı hazırlamak üzere yeniden değerlendirirken, kurumu farklı kılan özellikler daha da belirginleşti: Üretimi gördüm: Vakfın 35 yıllık yaşamı, aslında 35 yıllık üretimi anlamına geliyor. Kütüphane’yi kuranların ilk günden itibaren, kurumu yalnızca araştırmacılara ve okurlara hizmet veren bir yer değil, bilgi üreten ve paylaşan bir merkez olarak planladıklarını gördüm. Kütüphane’de biriken bilgiyi çoğaltarak yaygınlaştırmak için yayın yapma düşüncesini geliştirdiler. Örneğin Osmanlı dönemine ait eski harfli kadın dergilerinin çeviri yazımları yayınlandı. Her proje, sempozyumlar, özel arşiv koleksiyonları, mümkün olan en kısa zamanda yayın haline getirildi, hâlâ da getirilmeye devam ediliyor.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın Türkiye’de yaşayan kadınlar için anlamını umarım hakkıyla anlatabilmişimdir. Kolektif belleğimizin “mor” yanını, kadınların var olma savaşının en somut emanetini bağrında taşıyan Vakfın 35 yılını hissedilebilir kıldıysam ne mutlu bana…


Kadın Özel Arşivlerinde 40 Kadın 40 Hayat / Ayşegül Sönmezay 

Kadın arşivlerinden ne hikâyeler, ne esrarlı maceralar, ne ifşa edilmemiş hakikatler çıktığını ya da çıkabileceğini merak ediyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm. Kadın arşivleri yalnızca bu heyecan verici varoluşları ve hatıraları muhafaza etmekle kalmıyorlar elbette; aynı zamanda şu ya da bu ölçüde kayıt altına alınmış, tanıklık edilip yazılmış tarihin başka, hatta bambaşka kayıtlarına, tanıklıklarına da bizi ulaştırabiliyorlar.

Bu kitapta hayatına tanıklık edeceğiniz kadınlardan her biri kendi döneminde toplumun önüne düşmekte asla tereddüt etmiyor; bütün dudak kıvırmaları, küçümsemeleri, yer yer dışlamaları adeta haklılıklarının ve haklı mücadelelerinin kanıtı sayıyorlardı. Zaman zaman bunlar yüzünden bitkin düşseler de… Kısacası onlar, kendi zamanlarını öne iten kadınlardı. Bizlere ilham verecek kadınlar…

 

GÜNCELE BAKIŞ

Aile Albümlerinden Kadın Görünürlüğü Projesi

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı adına Füsun Ertuğ ile Okan Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nden Dr. Eda Çekil Konrat’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Erken Cumhuriyet Kadınlarının Aile Albümlerinden Kadın Görünürlüğü” başlıklı proje tamamlandı.

Mart–Mayıs 2025 tarihleri arasında Okan Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projesi desteğiyle yürütülen çalışmanın ilk adımında, Kadın Eserleri Kütüphanesi’nin Görsel Koleksiyonu’nda yer alan aile albümleri dijital ortama aktarıldı. Bu arşivlerden yapılan görsel seçkiler, Okan Üniversitesi öğrencileriyle birlikte düzenlenen iki foto-kolaj atölyesinde yeniden yorumlandı. Atölyelerden biri Kütüphane’de, diğeri ise üniversite kampüsünde gerçekleştirildi.

Bu çalışma, sanat eğitimi alan öğrenciler için yalnızca yaratıcı bir üretim alanı değil, aynı zamanda Kadın Eserleri Kütüphanesi’ni tanıma ve arşiv belgeleri aracılığıyla bir kadının yaşamı ile dönemine dair düşünsel bir temas kurma fırsatı sundu.


İznik’te Renklerin ve Tarihin İzinde 

Kadın Eserleri Kütüphanesi’nin dostları ve gönüllüleri ile birlikte 27 Nisan 2025 tarihinde, ‘‘İznik: Antik Çağdan Osmanlı’ya’’ başlıklı bir kent kültürü gezisi gerçekleştirdik. Geziye sosyolog-turizm rehberi Ahmet Faik Özbilge ve sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz da gönüllü olarak rehberlik etti.

İznik Konsili’nin 1700. yılı nedeniyle yoğun ilgi gören kentte, kadınlar adına veya kadın baniler tarafından yaptırılmış Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden bu güne kalan yapıların hikâyelerine kulak verdik. Çin’den Anadolu’ya gelip yerleşen, İznik çinisinin ilk atölyelerini ve fırınlarını gördük; gizemli renklerin, ‘Sır’ın hikâyesini kadın çini sanatçılarından dinledik.

Kadının kent tarihindeki yerini keşfetmeye, sanatta kadın üretimlerinin izini sürmeye devam ederek; kadınların kent belleğindeki yerini belgelemeye, sanatsal üretimlerini toplumsal tarihin bir parçası olarak yeniden okumaya devam edeceğiz.’


Suzi Erşahin’in Ardından

İstanbul İsveç Konsolosluğu’nda Kültür Ataşesi olarak görev yaptığı dönemde çeşitli projelerde birlikte çalıştığımız Suzi Erşahin’i 27 Nisan’da kaybettiğimizi büyük bir üzüntüyle öğrendik. Suzi, sanat ve kültür alanında feminist bir bakış açısıyla ortaklıklar kuran, kadın sanatçıları görünür kılmak için sürekli yaratıcı fikirler geliştiren biriydi. 2018 ve 2019’da Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı ile Mimar Sinan Üniversitesi Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’ni bir araya getirerek KadınYazısı /Feminaming Writing Festivali’nin hayata geçirilmesini sağladı.


Devletin Anti Feminizmi

Otonom Yayıncılık’tan çıkan kitabı Borcun Feminist Reddi üzerinde konuşmak üzere Türkiye’ye gelen Veronica Gago ile söyleşi, Tütün Deposu’nun ev sahipliğinde 19 Mayıs 2025’te gerçekleşti.

Veronica Gago Latin Amerika’da örgütlenen Ni Una Menos –“Bir Kadın Daha Eksilmeyeceğiz” hareketi üyesi feminist bir eylemci, aktivist, araştırmacı ve akademisyen.

Gago, kadın bedeninin adeta bir maden gibi neoliberal politikalarca sömürülmesi ve talanı üzerine yazıyor; marjinalize edilen tüm bedenleri savunuyor. Bir feminist aktivist olarak mücadelesini sürdürürken, yenilikçi icatlar ve çözümler geliştiriyor; mücadele aksının merkezine aldığı faşizmin yeni formları üzerine düşünerek yazmaya devam ediyor. Ni Una Menos’un politik bir tutum olarak, birbirinden farklı mücadele dalgaları arasında bağ kurmayı önceliklediğini vurguladı. Kurumsallaşan şiddete karşı örgütlenme çabalarının, kadın hareketinin toplum temelli ve ırkçılık karşıtı hareketlerle kesiştiğini; ücretli emekten, göçmen emeğine; kamu borçlarından, gıda güvenliğine, yeniden üretim araçlarından toprak mücadelesine uzanan çok katmanlı bir alanda birçok toplumsal hareketle yan yana gelerek büyüdüğünü ifade etti.


Bu Dijital Bülten Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’na aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.