Ataerkil Şiddetin Ortak Paydasında İki Uç: 1980 Sonrası Tiyatroda Eş ve Fahişe Temsilleri / Dr. Şennur Türk
Aralık 2025’te Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü doktora programında savunmasını yaptığım “1980 Sonrası Türk Tiyatrosunda Erkek Yazarların ‘Eş’ ve ‘Fahişe’ Temsilleri” başlıklı tezimi, kadın tarihine ve belleğine ev sahipliği yapan Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne bağışlamak benim için çok onur verici.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ile yolum ilk defa birkaç yıl önce doktora ders sürecimde Nezihe Muhittin hakkında yaptığım araştırmalar sürecinde kesişmişti. Daha sonra sosyal medya hesabını takibe başladım ve kütüphanenin düzenlediği Cumhuriyet’in Kadınları/Kadınların Cumhuriyeti sempozyumunda “Karikatürlerde Geleneğin Tutsağı, Resim Sanatında Hür Cumhuriyet Kadını” başlıklı bildiriyle yer aldım. Bu süreçte kütüphanede gerçekleştirilen farklı etkinliklere katıldım ve kütüphanenin gerek tez sürecimde gerek diğer araştırmalarımda yararlandığım yayınlardan kütüphanemde ayrıca özel bir köşe oluşturdum.
Bu yazımda, akademik bir araştırmanın ötesinde, tez çalışmamın hangi düşüncelerle şekillendiğini ve ele aldığım tiyatro metinlerindeki kadın temsillerinde o “görünmez” şiddet ağını nasıl fark ettiğimi ve analiz etmeye çalıştığımı paylaşmak istiyorum.
Tez ile ilgili çalışmaya başladığımda amacım, 1980 sonrası Türk tiyatrosunda erkek yazarların kadın temsillerini kapsayan geniş ölçekli bir yazar-eser taraması yapmaktı. Ancak eserleri derinlemesine okumaya başladığımda, kadın karakterlerin kurgulanış biçimlerindeki sorunların yoğunluğu ve ataerkil şiddetin kadın temsillerindeki iyi niyetli yaklaşımlar dahil bu temsillerin kadının gerçek yaşamdaki durumunu değil, erkek bakışının tanımladığı kimliği ve erkeğin görmek istediği şekli yansıttığını, yani bir eril tahayyül yansıma olduğunu fark ettim.
Başlangıçta çalışmamı; “anne”, “kız çocuk”, “eş” ve “fahişe” temsilleri olmak üzere dört ana bölümden oluşan bir yapı üzerine kurmayı planladım. Fakat araştırma derinleştikçe, bu dört kategorinin tek bir teze sığmayacak kadar geniş bir perspektif sunduğunu ve çalışmanın odağının dağılacağını fark ettim. Çalışmamın odağına “eş” ve “fahişe” temsillerdeki şiddeti alarak yoluma devam ettim.
Aynı Kafesin İki Farklı Odası: “Makbul” Eş ve “Öteki” Kadın
Çalışmamın odağını “eş” ve “fahişe” temsilleriyle sınırlamamdaki temel sebep, toplumsal yapıda birbirinin zıt ucu (makbul/kutsal ve düşmüş/öteki) olarak konumlandırılan bu iki kadın figürünün, temsillerde maruz kaldığı şiddetin çarpıcı ortaklıklarıdır. Tezimin merkezindeki bu keşifle, okuyucuyu ezber bozan şu sorgulamaya davet etmek, ortak etmek istedim: Nasıl oluyor da toplumun en saygın katmanına yerleştirilen “eş” ile en dışına itilen “fahişe”, ataerkil şiddetin hedefinde aynı noktada buluşabiliyor?
İncelediğim metinlerde gördüm ki her iki figür de aslında kadını “ikinci cins” olarak kodlayan ataerkil toplumsal cinsiyet rejiminin hedefindedir. Analizi yapılan bu kadın karakterlerin temsillerinde kadınların bağımsızlık talebi “namus” adı altındaki mülkiyet hırsı ya da erkeğin iktidar kaybına dair korkusu ile çatıştığında bu iki kadın figürü üzerindeki tahakküm biçimleri ve uygulanan şiddetin birbiriyle ürkütücü şekilde benzerlik gösterdiği görülmektedir. Biri evlilik kurumu içinde “eş”, diğeri öteki olarak konumlanan “fahişe”; her iki kadın da erkeğin “sahiplik” iddiası altında özneliğinden arındırılmış, sesi bastırılmış ve yaşadıkları şiddet, bir “kaçınılmaz kader” olarak sunulmuştur. Ataerkil mekânın tahakkümünde kadının özneleşme çabasının şiddetin yön değiştirmesine sebep olmasıyla kadınların şiddetin faili olmalarını “örselenmiş kadın sendromu” ile ele alırken feminist kuramların yanı sıra hukuki kaynaklara da başvurdum.
Kuramsal Çerçeve ve Çözümleme
Tez kapsamında, 1980-2022 yılları arasında yayımlanmış yaklaşık üç yüz oyun metnini taradım ve bu süreçte on üç oyun üzerinden on yedi kadın karakterin temsili mercek altına aldım. Geleneksel Türk tiyatrosundan itibaren Türk tiyatrosunda kadın temsillerindeki sürekliliği gösteren bir tarihsel akışı takip eden bir yol izledim. Analiz ettiğim oyunlarda Simone de Beauvoir, Judith Butler, Kate Millett ve Gayatri Spivak, Kristeva, Connell, Bourdieu, Scott, Fraser, Sue Ellen Case gibi kuramcıların yaklaşımları, Fatmagül Berktay, Serpil Sancar, Aksu Bora, Aslı Zengin’in çalışmaları bu temsillerin ardındaki ataerkil tahayyülü deşifre etmemde önemli yol gösterici kaynaklar oldu.
Tezin ilk bölümünde, evlilik bağlamında kurgulanan “eş” figürlerini inceledim. Burada hem eşleri tarafından öldürülen kadınları hem de maruz kaldıkları sistematik şiddete karşı eşlerini öldüren kadın karakterleri analiz ettim. Özellikle “örselenmiş kadın sendromu” üzerinden yaptığım okumalarla, kadınların fail konumuna sürüklendiği anlarda bile ataerkil şiddetin nasıl bir belirleyen olduğunu göstermeye çalıştım.
İkinci bölümde ise “fahişe” temsillerini; genelev patronları, aşk ve evlilik arzusu taşıyan kadınlar ve cinayete kurban gidenler olarak üç grupta değerlendirdim. Erkek yazarların kaleminde bu karakterlerin çoğu zaman sessizleştirildiğini, geçmişlerinin karartıldığını ve evlilik gibi “kurtuluş” hayallerinin yine ataerkil normlar üzerinden boşa çıkarıldığını gözlemledim. Ancak Mehmet Baydur’un Cumhuriyet Kızı gibi istisnai örneklerin, kadın öznenin kendi dilini ve kahkahasını kurabileceği bir direnç alanı açabildiğini de vurguladım.
Analizlerim sonucunda, 1980 sonrası Türkiye’de toplumsal cinsiyet farkındalığının artmasına rağmen, erkek yazarların metinlerinde kadınlık temsillerinin büyük ölçüde geleneksel kalıplar ve eril anlatılar çerçevesinde kurgulanmaya devam ettiğini tespit ettim. Bu çalışmada daha önce bu alanda bu sınırlar çerçevesinde bir çalışma olmaması sebebiyle gerek tiyatro eleştirisi gerekse toplumsal cinsiyet çalışmalarında süregelen temsil tartışmalarına eleştirel bir katkı sunmayı amaçladım. Tez bu anlamda kadınlığın kuşaklar boyunca süregelen zıt olarak kurgulanmış varoluş biçimlerine yönelik bir sorgulama, aynı zamanda ataerkil şiddetin hedefi olan ve buna karşı direnen tüm kadınlara bir ithaf niteliğindedir.
Künye: Dr. Şennur Türk, “Ataerkil Şiddetin Ortak Paydasında İki Uç: 1980 Sonrası Tiyatroda Eş ve Fahişe Temsilleri”, Arşivlik, sy. 5 (Temmuz 2026), https://kadineserleri.org/ataerkil-siddetin-ortak-paydasinda-iki-uc-1980-sonrasi-tiyatroda-es-ve-fahise-temsilleri/


