Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı: “Lisans ve Yüksek Lisans Düzeyinde Üniversitelerde Sözlü Tarih Çalışmaları Örnekleri” – II. Oturum / 12 Mayıs 2018

Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı: “Lisans ve Yüksek Lisans Düzeyinde Üniversitelerde Sözlü Tarih Çalışmaları Örnekleri” – II. Oturum / 12 Mayıs 2018

5 – 27 Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Sözlü Tarih Sertifikalı Eğitim Programı”nın ikincisi “Lisans ve Yüksek Lisans Düzeyinde Üniversitelerde Sözlü Tarih Çalışmaları Örnekleri” başlıklı oturumun konuşmacıları Birsen Talay, Aylin Doğan ve Ezgi Duyfem’di. Programa gönüllü olarak katılan ve bilgilerini bizlerle paylaşan değerli hocalarımızdan Nişantaşı Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tarih Bölümünden Doçent Birsen Talay Keşoğlu, programdan sonra yazdığı makalede ikinci oturumun içeriğini şu şekilde özetliyor:

“İkinci oturum, 12 Mayıs 2018 tarihinde yapıldı ve başlığı Lisans ve Yüksek Lisans Düzeyinde Üniversitelerde Sözlü Tarih Çalışmaları Örnekleri’ olarak belirlenmişti. İlk konuşmayı Birsen Talay Keşoğlu, tarih yazımında Herodot ve Thukidides’ten başlayıp Ranke, pozitivizm, belge fetişizmi, Annales Okulu örneklerini izleyerek, sözlü tarihin tarih yazımındaki yerine değindi. Herodot ve sonraki tarih aktarıcılarının siyasi–ekonomik yönden güçlü insanları anlattıklarını vurgulayarak, sözlü tarihin farkı üzerinde durdu. En önemli özelliğinin tarihin nesnesi olan insan unsurunu kendisine temel bilgi kaynağı sayması ile insanı, tarihin öznesi olarak odak noktasına koyması olduğu vurgulandı.

Rönesans ve Reform hareketleri ile Avrupa’da Hıristiyanlığın etkisindeki tarih yazımının terk edilmeye başlanmasıyla birlikte, Aydınlanma Çağı ile tarih düşüncesinden dinî unsurların ayıklanarak, XIX ve XX. yüzyıllarda tarih anlayışı ve yazımında önemli değişimler yaşandığı aktarıldı. XIX. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin de etkisiyle bilimsel bilgi ve yöntemlerin büyük saygınlık kazanmasıyla, tarihçilerin tarih yazıcılığını bilimsel ilke, kural ve yöntemlere oturtarak bilimsel nesnelliğe sahip bir tarihsel bilgi üretimi arayışına girmelerinin daha yakıcı hale geldiği, sosyal bilimlerde yöntem örnekleri verilerek anlatıldı. Bu arayışa yönelen tarihçilerin; tarih bilimini, doğa bilimlerinden farklı, kendine özgü, belirli kural ve yöntemlere dayanan bir araştırma alanı olarak algılamaya başladığı vurgulandı. Leopold von Ranke örneğinden yola çıkarak, tarih yazımının birincil kaynaklarla yapılmasını ve bu belgelerin katı kurallara bağlanmış eleştirel incelemeye tabi tutulması gerektiğini savunanların zaman zaman belge fetişizmi ile karşı karşıya gelmelerinin kaçınılmaz olduğu sonucu üzerinde duruldu. Birincil yazılı kaynakların tarih yazımındaki önemi reddedilemez ancak ‘kim yazdı’ sorusu sorulmadan gerçekleşecek önkabulün yaratacağı sorunlar açıklandı.

Sözlü tarihin Avrupa ve Amerika’daki kökleri anlatıldı ve Türkiye’de 1990’lardan sonra gelişmesi, dönem itibarıyla liberal entelektüel bir ortamın yaratılması ile resmi tarihin de eleştirilebilir zemine oturtulabilmesine bağlandı. Ancak, çoğunluğu erkek olan tarihçilerin toplumsal tarih anlayışını ve birincil kaynak kullanımı dışında başvurulan her yöntemi ciddi bir eleştiri bombardımanına tabi tuttukları ve özellikle Osmanlıca belge kullanmadan tarih yazanların, tarihçi olmamakla suçlandığı ifade edildi. Bunun bir iktidar savaşı haline gelmesinin temel nedeni, sözlü tarihin sesi kısılmış toplum kesimlerinin sesini duyurabilme ve resmi tarihe eleştirel bakabilme özelliğine bağlandı.

Birsen Talay Keşoğlu, sözlü tarih yöntemiyle yaptığı ‘Türkiye’de Sosyalist Kadın Dernekleri 1975-1980’ başlıklı doktora tezinden örnekler vererek, kadınların tarihte nasıl görülmez kılınmaya çalışıldığını, kadınların çabalarının, varlıklarının büyük anlatıların arasında önemsiz kılındığını ancak sözlü tarih yöntemi ile bu engelin aşılabildiğini anlattı. Özellikle darbe dönemlerinde tüm belgelerin yok edildiği zamanda, sözlü tarihin önemi vurgulandı. Erkeklerin biyografilerini rahatlıkla kaleme aldıklarını ve başarılarını büyük bir rahatlık ve özgüvenle sunduklarını ancak kadınların bunu yapmakta çekinceli davrandıklarını açıkladı ve tam da bu nedenle kadın sözlü tarihinin, feminist tarih yazımının oluşturulması için önemine değindi.

Aylin Doğan, Yeditepe Üniversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimi sırasında Birsen Talay Keşoğlu’nun dersinde yaptığı sözlü tarih araştırması, ‘Rumelifeneri: Bir Balıkçı Köyünde Mutfak Kültürü’ isimli çalışmasını çektiği fotoğraflarla birlikte anlattı. Mutfak kültürünün yavaş yavaş kaybolmaya başladığı bu dönemde, gastronomi alanındaki sözlü tarih çalışmalarının önemine değindi. Çalışmasının ikinci bölümünde Rumelifeneri’ndeki kadınlarla yaptığı görüşmeleri aktardı ve “Fener’in kadınları çalışkandır, kocalarına yük olmazlar” başlığı altında kadınların balığa nasıl çıktıklarını, ağları nasıl tamir ettiklerini ve günlük yaşamlarını içtenlikle ortaya koyduklarını anlattı. Aylin Doğan’ın ayrıca şimdilerde kaybolmak üzere olan yemeklerin tarifini de verdiği çalışması çok ilgi çekti.

Ezgi Duyfem Kırılmaz ise, Yeditepe Üniversitesi’nde Birsen Talay Keşoğlu’nun danışmanlığında yazdığı ‘Türkiye’nin İlk Kadın Milli Basketbol Takımı’ başlıklı tezini, hayatta kalan kadın sporcularla yaptığı görüşmeleri ve erkek milli takım oyuncularının nasıl ayrıcalıklı olduğunu, erkek sporcuların iyi bir otelde konaklarken, kadın sporcuların bir binanın bodrum katında, ekmeklerinin üstüne Sana yağı sürerek beslendiklerini anlattı ve bu oturum da çok ilgiyle takip edildi. Katılımcılardan bir kişi kadın sporcuların bu ötekileştirme (ayrımcılık) konusunda farkındalık yaşayıp yaşamadığını sordu. Ezgi Duyfem, görüşmenin başında kendilerinin ayrımcılığa uğradıklarının farkında olmadıklarını ancak sohbet ilerledikçe, erkek sporculara ilişkin sorularla bu ayrımcılığın daha net biçimde ortaya çıktığını vurguladı. Sözlü tarihin bu yanı, görüşülen kişinin de geçmişi yeniden değerlendirme, hatta terapi ve nihayetinde geçmişi doğru yere oturtma konusundaki önemi bu çalışmada da öne çıkmış görünmektedir.”*

*Kaynak:http://www.feministyaklasimlar.org/sayi-34-35-haziran-2018/kadin-sozlu-tarih-semineri-uzerine/

Bu gönderiyi paylaş